lesende

İlk önce internetteki resminin aslı kadar etkileyici olmadığını söylemeliyim. Önünde dikilip uzun uzun çıkarımlar yapılacak resim de değil. Bulanıklığının dindirici bir etkisi var, detaylara gözün dalmıyor, sana hayal etme kapısı aralıyor. Belki de sarı saçlarının ensesiyle buluştuğu yer bana çok çekici gelmiştir.
Lesende

benim gözümde cumhuriyet için sonun başlangıcı (1948)

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,

Uzun zamandır konuyla ilgili birşeyler karalamak istiyordum. Vereceğim bilgiler için internette araştırma yaparken Can Dündar’ın 13 Mart 2012 tarihli yazısına rastladım, hemen hemen aynı şeyleri yazacak olduğum için Dündar’ın yazısının ilgili bölümünü aktarmayı daha uygun gördüm:
“Cumhuriyet kurulup Öğretim Birliği Yasası çıkarıldıktan sonra 1924’te, ilkokullara (birinci sınıf hariç) haftada 2 saat “Kuran-ı Kerim ve Din Dersi” kondu. Bu ders, 1929’da 3 ve 5’lerde haftada birer saate indirildi. 1930’da yalnızca 5. sınıf öğrencilerine, o da ebeveyni isterse, haftada yarım saat okutuluyordu. Sonra o da kaldırıldı. 1935-1948 arasında okullarda din eğitimi yapılmadı. (Bkz: S. Kalkanoğlu, “İsmet İnönü: Din ve Laiklik”, Tekin, 1991) Dersin yeniden müfredata girişi, CHP’nin 1946 seçim yenilgisinden sonradır. 1950’de DP, din derslerini seçmeli olarak müfredata soktu; 12 Eylül de, 4. ve 5. sınıflarda, haftada 2 saat zorunlu hale getirdi. Yani Cumhuriyet’i kuranlar, okulda din dersinden yana değildi. Onların fikrini değiştiren öncelikli gerekçe, “oy kaygısı”dır. Ancak okulda din eğitimi olmamasının, çocuğuna dinini öğretmek isteyen aileleri başka arayışlara ittiği, illegal Kuran kurslarını ateşlediği, dinin yanlış yorumlarını güçlendirdiği de bir gerçek… “Sıfır din dersi” ile “zorunlu din dersi” uçları arasında bulunabilen sağlıklı çözüm, “seçmeli din dersi”ydi. O dersin de ibadet eğitimi gibi değil, “dinler hakkında eğitim” şeklinde verilmesi, mezhepler ve dinler üstü kalması, kucaklayıcı bir yaklaşımı benimsemesiydi. Olmadı.”
Okullardaki din dersi kronolojisi icin; wp.me/a1H9N2-1bA
Konuyla ilgili benim yorumuma gelecek olursak, cumhuriyetin sonuna gelinmiş olmasının başlıca nedeni, daha önce de dile getirdiğim üzere yüzyıllarca süren din hegamonyasının hücrelerimize kadar işlemiş olması. Atatürk, Yunanlılara karşı kazanmış olduğu zaferin gücü ve popüleritisi ile din hegamonyasına dur diyebilmiş ve geriletmek için muazzam bir çaba sarfetmişti. (-ki bu aynı zamanda benim niye Atatürkçü olduğumun açıklamasıdır.) Ancak II. Dünya Savaşı’nın getirmiş olduğu ekonomik zorluklar, savaş sonrası yükselen kominizmi geriletme çabası içine giren bir kısım politikacı ve Menderes’in dini söylemleri kullanarak yükselişi CHP’nin dini geriletme gidişatına son verdi. Cumhuriyetin gücü veya zamanı yetmedi de diyebiliriz. Oy kaygısıyla ödünler verilmeye başlandı ve bu başlangıç bana göre sonun da başlangıcı oldu.
Yani Sözcü Gazetesi çizgisindeki Atatürkçülerin AKP geldi Cumhuriyet elden gidiyor göz yaşları çok yersiz. Cumhuriyet gideli uzun zaman oldu. Bir kısım sözde Atatürkçü bunu yeni farkediyor, bir kısım sözde Atatürkçü ise farketmiş bile değil. Bitirmeden şunu da eklemek isterim, mevcut rejim ile Atatürk’ü ve Cumhuriyeti barıştırma çabasında olanların sayısı bir hayli fazla, eğer gerçekleşirse, işte o zaman Atatürk’ün kemikleri sızlayacak.

atatürk’ü anma

Etiketler

,

Yeri gelmişken yazalım. ’19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda bulunan ‘Atatürk’ü Anma’ ibaresi, onlarca İmam Hatip Lisesi açan, din dersini zorulu hale getiren, faşist ve dinci 12 Eylül darbecileri tarafından koyulmuştur. Amaçları badem bıyıklarını, Atatürk maskesiyle kapatmaktı. Bugün aynı zihniyet iktidarda, maskesini çıkardı, ama dilinin çözülmesi için biraz daha zaman gerekiyor. Aslında yandaşları avazları çıktığı kadar bağırıyorlar. Ama bizim sevgili Atatürkçülerin bunu duyması için bu kelimelerin mevcut rejimin Cumhurbaşkanı veya Başbakan tarafından telaffuz edilmesi gerekiyor.

top ağlarda, belediye spor çok yaşa

Etiketler

, ,

Hakikaten nedir bu belediyelerin futbol merakı? En masumane açıklama, sporu tabana yayma, imza Polyanna. Bir diğer amaç, belediye başkanlarının prestij kazanma çabası olabilir. En fesat düşünce ise, belediye kaynaklarının sözde sportif faliyetlere kanalize edilişi esnasında bir kısmı buhar olan paralar. Yani yolsuzluğa kapı aralaması. Evet evet benim içim fesat.

noon rest

Etiketler

‘Noon, Rest from Work’, tarlada çalışmaktan yorulmuş, öğlen güneşinin altında huzur içinde kestiren bir çift çifçi, belki de işçi. Ama ben işçi olduklarını, emeklerinin sömürüldüğünü düşünmek istemiyorum. Toprak ekenin, şu içenin. Zaten başlarında biri olsa bu kadar huzurlu dinlenemezlerdi. Bana göre Van Gogh, huzurun resmini çizmiş.
Noon, Rest from Work

bak sen

Amerikalılar ölünce olayı çok büyütüyormuşuz, dünyanın her yerinde her gün onlarca kişi ölüyormuş ama hiç konuşulmuyormuş. Sen de büyüteceksin arkadaş, 13 yasında kafası pres makinasına sıkışan Ahmet Yıldız için iki kelam ettin mi?

evrim belgeselleri

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,

Valla ben Evrim Teorisine Richard Dawkins’in çocuklar için hazırladığı 1991 yapımı Evrenle Büyümek belgesel serisiyle başladım. Toplam 5 bölüm. Evrim ile ilgili ne kadar bilginiz var bilemiyorum, belki size çok hafif gelir, ama öyle dahi olsa gün gelir bu seriyi siz de başkasına tavsiye edersiniz; goo.gl/lEkOk Takdir edersiniz ki gelinen noktada, kendi kendimizi eğitmekten başka çaremiz kalmadı.
Bu Türkçe alt yazılı belgeselleri yayınlayan Felis Agnosticus, kankaları Greener Nautilus  ve Garajımdaki Ejder‘in YouTube kanallarından daha fazla Türkçe alt yazılı belgesele ve kendilerinin blog sayfalarına ulaşabilirsiniz. (Örneğin Evrim Kursu: goo.gl/d4omj)

İngilizcem çok iyi değil, derin ve terimlerin bolca kullanıldığı makaleleri okuyamıyorum. Aslında çok da makale okumuyorum zaten, edindiğim bilgilerin %80′i belgesellerden. YouTube inanılmaz bir belgesel deposu ve iddia ediyorum bir çok kişinin ingilizcesi bu belgeselleri izlemeye yeter. YouTube’un arama çubuğuna sırayla şunları yazın mesela;
bbc documentary evolution, hd, long >>> goo.gl/oiO8u
nova documentary evolution, hd, long >>> goo.gl/YC66b
bbc documentary universe, hd, long >>> goo.gl/vaI5L
bbc documentary, hd, long >>> goo.gl/G91QI
history channel documentary, hd, long >>> goo.gl/lkwXt
Vesaire…
Evet bu aramaları filtrelerle de yapabilirsiniz ama benim böyle kolayıma geliyor. Evrimi anlamak gerçekten çok kolay; Doğal seçilim (natural selection), mutasyon (mutation) ve seçici üretim (selective breeding). Gerisi bu bilgileri az biraz pekiştirmek. Mikrobiyolog kadar bu işin derinlemesine inmemiz gerekmiyor. Dikkat edilecek en önemli noktalardan biri ‘teori’ kelimesinin evrim karşıtlarınca yanlış ve yanlı kullanımı. Daha uzun yıllar ‘Evrim sadece teori, ispatlanmamıştır’ diye ortalarda gezmeye devam edecekler, ta ki çok inandıkları dinleri evrilip Evrim Teorisini kabul edene kadar.

II. abdülhamit, opera ve hilafet senfoni orkestrası

Etiketler

, , , , , , , , , , ,

Kendimi bildim bileli muhafazakar çevreler, Türk insanına batı kültürü dayatılıyor diye Cumhuriyeti suçlar durur. Bazı eleştirilerin odağında ise Devlet Opera ve Balesi ile Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası yer alır. Hemen herkes ‘x x olalı böyle zulüm görmedi’ hikayesini en az bir kere duymuştur. Halbuki bu kurumların temeli Osmanlıya dayanıyor. Arturo Stravolo, Yıldız Sarayı Tiyatrosu’nda II. Abdülhamit için onlarca opera sahnelemiş. Opera Cumhuriyetle başlayan birşey değil yani. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ise 1826 yılında kurulan Mizika-i Humayun’un devamı. Saltanat kaldırılınca bir ara halifeye bağlanmış ve Makam-ı Hilafet Mizikası adını almış. Bildiğin ‘Hilafet Senfoni Orkestrası’ olmuş, komik ama gerçek.  Konusu açılmışken Giuseppe Donizetti (Donizetti Paşa) kimdir diye bir araştırın, Donizetti tarafından bestelenen Aziziye ve Mecidiye marşlarını mutlaka dinleyin. YouTube’dan ulaşmak gayet kolay. Bunlar güzel şeyler, kötü olan bunların bilinmemesi. Cumhuriyet bir toplum mühendisliği değildir demiyorum, veya bu kurumların günümüzdeki işlevselliğini de tartışmıyorum. Söylemek istediğim tek şey; bazılarının ecdadının opera ve klasik müzik sevdiği gerçeğidir.

once upon a secret

Etiketler

, , , , , , , , ,

Mimi Alford’un biyografisini okudum. Aslında daha çok Başkan Kennedy ile olan kaçamak ilişkisi etrafında şekillenen hayatı. 19 yaşında, Beyaz Saray’da stajerken bekaretini Kennedy’e vermiş, daha doğrusu Kennedy onu kategülleye getirmiş. Monica Lewinsky falan ilk değil yani, Mimi de ilk değildir ya hadi neyse. Kennedy’nin eşine karşı hiç suçluluk duymadığını, suçluluk duymadığı için suçluluk duyduğunu söylüyor. Suçluluk duymaması gayet normal, zira kurban olan kendisi. Çok gereksiz ve biraz da gerzek bir kişilik. En azından kendisinin Kennedy’nin hayatı içinde (kendi sözleriyle) dipnotun dipnotu olduğunun farkında. Bu kitabı nereden buldun da okudun diye sormayın, döverim.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 32 takipçiye katılın