The Muppets (2011) – Pek adetim değildir ama yarıda bıraktığım bir film oldu malesef. Olsun, karakterleri hatırlamış oldum en azından. Hee bu arada iyi Kurbağa Kermit takliti yaparım…
the muppets
23 Çarşamba May 2012
23 Çarşamba May 2012
The Muppets (2011) – Pek adetim değildir ama yarıda bıraktığım bir film oldu malesef. Olsun, karakterleri hatırlamış oldum en azından. Hee bu arada iyi Kurbağa Kermit takliti yaparım…
23 Çarşamba May 2012
Posted in Anılar
Amcam devamlı Sadık Gürbüz ve Zülfü Livaneli dinlerdi. Bir gün Aksaray Yeraltı Çarşısı’ndan çok kaliteli siyah bir Teyp aldı. Bizim ona dokunmamız yasak sayılırdı, hep ekolayzer ayarlarıyla oynadığımızı bahane ederek fırçalardı. Neyse o teybi aldıktan sonra daha fazla Livaneli dinler oldu, o kadar çok dinliyordu ki şarkılar küçük yaşıma rağmen bilinç altıma kazınmıştı sanki. Büyüdükçe bende sevmeye başladım Livaneli’yi. Şarkılarındaki anlamı anlamaya başlayınca bu sevgi daha da arttı ve sevdamız haline geldi.
23 Çarşamba May 2012
Posted in Anılar, Çelişki, Yıldızlı Pekiyi
Konu konuyu açtı ve bir arkadaş; “Kaderimde varsa ölürüm, emniyet kemeri takıp takmamam bunu değiştirmez” gibisinden talihsiz bir laf etti. Bazıları bu fikre katıldı, bazıları yanlış olduğunu bile bile kafa sallayarak onayladı ve bazılarıda ise benim gibi karşı çıktı. Biraz tartıştık tabi, ama kimse kimseninin fikri değiştiremedi. Sonunda kaderci arkadaşa bir soru sordum; “Bir gün çocuğun olduğunda ve 3-4 yaşlarına geldiğinde, onu ön koltuğa emniyet kemeri takmadan oturtacak mısın pekala?”
21 Pazartesi May 2012
10 Kasım, 19 Mayıs, 23 Nisan, 30 Ağustos, 29 Ekim dereken para mı dayanır çelenk yaptırmaya? İlk Çatalca’da görmüştüm plastik çelenkleri, bazıları sadece plastik, bazılarına ise çiçek iliştirilebilir. Genellikle kamu kuruluşları, zanaat odaları kullanıyordu bu plastik çelenkleri. Hep mecburiyetten yapılan gereksiz işler işte. AKP olmasa bu böyle giderdi, isabet oldu kamu kuruluşlarının Atatürk anıtlarına çelenk koyma mecburiyeti ve stadlardan gösterilerin kaldırılması (çelenk koyma yasağı demiyorum, isteyen istediği yere, istediğiği zaman çelenk koysun). Zaten böyle bir işin gönüllü olarak yapılmadıktan sonra hiç bir anlamı yok. Şimdilerde biraz biraz silkinmeye başladık, isteyen bayrağını alıp giriyor kalabalığın arasına, aynen olması gerektiği gibi.
11 Cuma May 2012
Posted in Anılar, Televizyon
İlkokul ve ortaokul yıllarında amcamın fırçaları yüzünden ağız tadıyla televizyon izleyemiyorduk. Televizyon dediğimde bir iki kanal ve geç açılıyor. Amcam; Ne işiniz var bütün gün televizyon başında, çıkın dışarı eve kapanmayın, ben sizin yaşınızda falan filan. Aslında amcam çok haklıymış, iyi de yapmış. Tabi o zamanlar bu şekilde düşünmüyorduk. Artık ne zaman amcamlara gitsem, amcamın yanında, bilgisayarın başından kalkmayan yeğenlerime sesleniyorum; Gelin iki laf yapalım, bırakın şu bilgisayarı, interneti, oyunları, zaten bir iki gün buradayım falan diye. Sonra amcama dönüp, o televizyon anılarını anlatıyorum. Kendi çocuklarına (anlık olarak) bir sinir oluyor bir sinir oluyor sorma. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste…
01 Salı May 2012
Fasikül fasikül ansiklopedi biriktirmeye çalışırdık, tabi buna hep annem ön ayak olurdu. Bilim Teknik Ansiklopedisi vardı, Bin Türk ve Dünya Büyüğü diye bir ansiklopedi vardı (bunun adını yanlış hatırlıyor olabilirim), bir tane daha vardı ama onun adını hiç hatırlamıyorum şimdi.
Bütün bunların haricinde annemin ve babamın, biz doğmadan önce veya biz küçükken almış olduğu Resimli Bilgi Ansiklopedisi vardı. Resimli Bilgi Ansiklopedisini ufak tefek devamlı karıştırırdım, içinde çok merak uyandıracak şeyler vardı. Resimli, renkli, güzel bir ansiklopediydi. Bana çok şeyler kattığını düşünüyorum, ne kattı diye sorsanız, size cevap veremem. Ama biliyorum, benim hayatımı bir şekilde etkiledi, en azından hayal gücümü kuvvetlendirdi. Dinazorlar, gezegenler, balinalar, karıncalar, şehirler, herşey vardı içinde, bir çocuğun merak edebileceği herşey.
30 Pazartesi Nis 2012
Posted in Anılar
Amerikan vatandaşlığı için bir sürü evrak, $680′lık çek ve banka hesap dökümlerini istiyorlar. Banka hesaplarından ne kadar çulsuz olduğumu görürlerse belki $680′lık çeki geri gönderirler. Bu arada hayatımda ilk defa bir şeye geciktirmeden zamanında başvurdum, bütün belgeleri Sam Amca’ya gönederdim, (5-6 ay sürmesi bekleniyor) hadi hayırlısı…
29 Pazar Nis 2012
Halam ve babaannemi Şehir Tiyatroları’nın ‘Kuyruklu Yıldız Altında’ adlı oyuna götürmüştüm, halamın tepkisi çok fena oldu; bu ne lan beni CMYLMZ’a götüremedin mi? Beğendiremedik güzel oyunu, oysa ben çok sevdiğim için aynı oyuna en az üç kere gitmiştim. Kuyruklu yıldız Dünya’ya çarpacak, her taraf derya olacak, ama bizim ayyaşların kafa 1500; “Alırız rakıları, çıkarız Çamlıca’ya ne karı dırdırı, ne kaynana gürültüsü ohh” Sırf o ayyaşların küfelik olması için bile izlenebilecek bir oyundu.
27 Cuma Nis 2012
Posted in Anılar
23 Nisan’da Halit Kıvanç’ın sunduğu, hani çocukların halk danslarını sergilediği bir program vardı. Her ne hikmetse biz onu hep yarışma diye algılamışız. İzleyemediğim bir zaman, kim birinci oldu diye anneme sorduğumu hatırlıyorum. Annem de sağolsun, muhtamelen biz mutlu olalım diye; Türkiye birinci, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ikinci oldu demişti. Bu annemin bizi ilk keklemesi değildi, daha önce de Ajda Pekkan’ın Aman Petrol ile Eurovision Şarkı Yarışması birincisi olduğunu yutturmuştu. Hmmm, bende de bir saflık var hani…
24 Salı Nis 2012
Uyuz oluyorum bu Atlanta Hawks ve seyircisine, burada bir çok şirket sezonluk bilet alıyor ve daha sonra bu biletler elden ele dolaşıyor. Para verip bilet alan yok denecek kadar az. Eline bilet geçen de maça geç geliyor ve tek bildikleri tezahürat da D-Fence, Let’s Go Hawks… Takım desen hep gevşek, bir maça asılırlarsa iki maç lay lay lom… Mesela biraz önce adamın biri bana LA Clippers maçı için iki bilet verdi, maçın başlamasına 10 dakika kala, lan oğlum çalışıyorum, zaten kendisi bile maça geç kalacak, gel de uyuz olma…