28 Kasım Pazartesi, uçuş aktarmalı olduğundan ilk Charlotte’a gittik, baktık asayiş berkemal oradan New York’a. Pazartesiyi salıya bağlayan gece Newark’a (New Jersey) indik. Napsak netsek biraz havalimanında uyuklayıpta mı Manhattan’a gitsek derken, boşveer deyip atladık bizi konsolosluğun olduğu Manhattan’a götürecek olan Airlink trenine. Peen Station’da indik, ama gece gece Manhattan nasıl olur pek bilmiyoruz hani, zaten yüklüyüz, işte ilk taksit felan. Yavaşça 6. Cadde üzerinden Time Square’e doğru yürümeye başladık, McDonalts’da durup bişeyler yedik. Saat sabahın 2′si oldu, gidip konsolosluğun önünde beklemeye karar verdik. Beş blok doğuya, 4 blok kuzeye derken, Time Square’den sallana sallan konsolosluğa gitmemiz saat 3′ü buldu. Bi de ne görelim, sabah saat 3′de orada olmamıza rağmen dehşet bir sıra var, en başta sıra tutan arkadaşların yaptığı listeye adımızı yazdırdığımızda, arkadaşlar uğurlu numaralarımızın 62 ve 63 olduğunun müjdesini verdi. Tabi o an 4. sırada bizim Orlando’dan arkadaş Bağış’ın olduğunu bilmiyoruz. Üçkağıtçı Bağış, daha sonradan anlattığına göre ilk beş altı kişi şirketmiş meğersem. Şaka maka 62. sıradayız ve bir önceki gün toplam 42 kişi alınmış askerlik işlemleri için. Tekrar yorgunluk, üzüntü ve muz kabuğu modu. O kadar yol gelmişiz mecburen bekledik sırada konsolosluk açılana kadar. Orada bayağı bir arkadaş edindik aslında, güzel geyikler döndü. Herekesin ama herkesin bir hikayesi var; biri eşiyle gelmiş, biri annesiyle, birinin elinde hemen hemen sıfır belge olmasına karşın hala bekliyor, sanırsın sürü psikolojisiyle sıraya girmiş. Biri cumadan beri orda, anlat anlat bitmez yaaa (bu biraz tanıdık geldi mi? askerlik anıları baabında). Hava soğudu, biz daha da yorulduk, tuvalet problemleri baş göstermeye başladı. O saatte işini halledebileceğin tuvalet de yok, mecburen çocukluğumuza döndük, itfayiyecilik oynama ve çiçek sulama felan derken o iş de halloldu. Yalnız adamlar uygarlığın dibine vurmuşlar, biz de orta asyadan dörtnala gelip içine ediyoruz. Komik değilse bile traji komik.