Tamam, Survivor’ı izlemek iyi bir halt degil, zaman kaybı diyenler haklı. Onu izleyeceğine, üç beş kitap okusan çok daha faydalı tabi. Ancak şov öyle bir dizayn edilmişki, sanki devasa bir deney. Açlık başta olmak üzere, zor koşullarda diğerleriyle olan ilişkilerini şekillendirebilme yetini ölçüyor. Takımdaki bir yarışmacı yüzünden takım olarak oyunu kaybediyorsun, açlık başına vurmuş, aslında içinden oyununun kaybedilmesine neden olan takım arkadaşına biraz bileniyorsun, ama aynı zamanda o kişinin elinden geleni yaptığını bildiğin için durumu olgunlukla karşılaman gerektiğinin de farkındasın. Bireysel olarak kazandığın ödüller bile ortamı gerebiliyor, dokunulmazlığı aldın seviniyorsun, birisini korumaya alacaksın ve onu da sevindireceksin, peki ya korumaya almağın diğer sevgili arkadaşların? Zaten ortam gergin, şartlar zor, herkes çok daha alıngan ve paranoyak. Boş vakitlerde yarışmacıların bir birlerini çekiştirmeleri falan derken bir kıvılcım ve kontrolden çıkan tavır ve davranışlar. Bununla da bitmiyor, konseylerde kimin yazılacağı sorunsalı, yapılmaya çalışılan kurnazlıklar vesaire. Ve bütün bu gelişmeler doğrultusunda izleyicilerin düşünceleri, oylamalar, elenmenler falan filan. Şovu sev veya sevme ama hakkını ver; İyi kurgulanmış!