Bakınız Andrew Finkel bugünkü köşesinde ne demiş; Tarihi eserleri geri almak için sarfedilen çaba ve yapılan masraf, Türkiye’de olanları korumaya harcansa daha iyi olur. Önemli arkeolojik alanlarda hazine avcılarının yarattığı yıkım inanılmaz ve kimse hâlâ metal detektörleri yasaklamayı gündeme getirmiyor. Ama yabancı müzelere “yağmaları sökülün’” demek manşetlere taşınıyor. Geri alınan her bir eser, kendi çapında bir mini-fetih mübarek!
Tarihi eserleri geri alma hakkımız saklı tutulmak kaydıyla Finkel’e yüzde yüz katılıyorum. Roma sütunlarından musalla taşı yapıyoruz, gene aynı dönemine ait gladyatör kabartmalarından istinat duvarı örüyoruz.(1) Devlet desen hiç sorma, Antik kent Allianoi ve Hasankeyf’i üzerine baraj kurma suretiyle sulara gömüyor.(2) Başbakan’ın tespiti de evlere şenlik, paha biçilmez eserler için çanak çömlek diyor.(3) Bırak denizin derinliklerini, toprağın altını üstünü, müzelerdeki tarihi eserleri bile çaldırıyoruz.(4) Farkındaysanız hazine avcıları konusuna girmedim bile…
(Kültür ve Turizm Bakanlığı, 98 ayrı müzede yaklaşık 3 yıldır sürdürdüğü denetim çalışmaları sonucunda müzelerden 1118 adet tarihi eserin kaybolduğunu, 1241 eserin ise taklit olduğunu saptadı.)