Dijital Hafıza

ilber ortaylı

Reklamlar

İlber Ortaylı’nın kişisel kütüphanesini Saray’a bağışlaması, ve ardından gelen Kültür ve Turizm Bakanlığı danışmanlığı çok da fazla kafaya takılacak şeyler değil. Zaten 2017’de de Erdoğan’ın elinden Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülünü almıştı. Yöneticilerin gelip geçici devletlerin (ve ödüllerinin) kalıcı olduğunu unutmamak gerek. Sırf o dönemde talihsiz bir Cumhurbaşkanı var diye böyle büyük bir devlet ödülünden mahrum kalmasını istemek doğru olmazdı. Kişisel kütüphanesini Saray’a bağışlamasıda aynı şekilde algılanabilir. Sonuç olarak devlete bağışlıyor. Yine hatırlayacağınız üzere Galatasaray Üniversitesi’nin ahşap binasında çıkan büyük yangın sonucunda İlber Ortaylı’nın adını taşıyan kütüphane kül oldumuştu. Bu yüzden İlber Hoca’nın kitaplarını yeni yapılmış ve muhtamelen en iyi yangın söndürme sistemleriyle donatılmış Külliye’ye bağışlaması da teknik bir karar olabilir. (Lan olayı nasıl da rasyonilize ettim be, siyaset gerçekleri eğip bükme sanatı demişler, umarım fesli vari çıkışlar yapıp bana yazdıklarımı sildirmez). Şu an göreve geldiği Kültür ve Turizm Bakanlığı danışmanlığı da Topkapı Sarayı Müze Başkanlığı görevinden pek farklı değil özünde. Ertuğrul Günay’ın nasıl o dönem (2007-13) bakanlığa faydalı olduğunu düşünüyorduk ise aynı şekilde İlber Ortaylı da faydalı olacaktır. İlber Ortaylı’nın bu kadar üzerine gidilmesi ve eksenden çıkarılması ikinci bir Alev Alatlı sendromu yaşatabilir bize, ve bu bizim açımızdan ağır olur. Aynı şey Ara Güler için de geçerli. Söylemek istediğim şu, gelişmeler hoşumuza gitmese de eleştirmek için oldukça erken. İlber Ortaylı geleceğin medyası olan YouTube’da en çok görüntülenen kişilerden biri, adeta bir marka. Ve bu marka aslında Saray nezdinde Siyasal İslam tarafından da tescillenmiş oluyor. Son yazdığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı sadece KitapYurdu internet sitesinden 35 bin adet satılmış. Kitaptan küçük bir alıntı; “Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mâni olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okumuştur.”

Reklamlar

Reklamlar